Arıcılık

Arıcılık

İnsanlığın binlerce yıldır hem gıda maddesi olarak, hem de tıbbi açıdan yararlandığı bal ve bal üretimini, uzmanından aktaralım. Larende bal üretim çiftliğinden arıcılık üstadı ve aynı zamanda Karaman Arı Yetiştiricileri Birliği başkanı Gürsel Yasan kendisini bala ve arıcılığa adamış bir uzman.

Arıcılığın olması gerektiği yere gelmesi için hatırı sayılır çalışmalar yürütüyor.

Bal üretimi gerek arılar tarafından gerekse arıcılar tarafından zahmetli bir süreç. Bu süreçten bahsed1.resimer misiniz?

Balın üretimi zor olduğu için,  tanıtımda önceliği bu işin aktörü olan arılara verelim.  Şöyle bir örnekle arıların bal  konusundaki zorlu sürecini anlatabiliriz. 450 gramlık saf balı elde edebilmek için yaklaşık olarak 17.000 bal arısının 10 milyon çiçeği ziyaret etmesi gereklidir.  Çok ciddi bir çaba bu! Arının yiyecek aramak için ihtiyaç duyduğu ortalama bir gezinti, yaklaşık olarak 500 çiçek ziyaretini gerektirir ve bu da zaman olarak 25 dakika sürer.  Bu yüzden 450 gram saf bal elde etmek için arıların 7.000 iş saati çalışmaları gereklidir.

Bal üretiminde verimi ve kaliteyi arttırmak için neler yapılmalı?

Önce eğitim. Arıcıların bal üretimindeki her aşama konusunda bilgilenmesi, bilinçlendirilmesi gerekir. Arılar ancak 3-5 km. mesafeye gidip gelebilirler. Bunun için arı kovanları arıların bal için beslenebilecekleri floraya, bitki çeşitliliğine sahip bir yerde olmalıdır.  Arıların yaşamını, davranışlarını iyi bilmek gerekir. Ayrıca bal üretim araçlarını da bal üretimini arttırmak için modernleştirmek gerekir.

Koloni sağlığı, balın saf ve doğal olması için şunlara dikkat edilmelidir;2.resim

1) Kovanlar, sık sık ilaçlama yapılan meyve bahçeleri veya pamuk tarlalarının kenarına konulmamalıdır.

2) Çevrede, arılar için çok zehirli ve uzun süre kalıcı etkili tarım ilaçları kullanılıyorsa, kovanlar önceden mücadele yapılacak alanın en az 7-8 km dışına güvenli bir yere taşınmalıdır.

3) Etki süresi kısa olan zehirli ilaçların tehlikesinden arıları 2-3 gün kadar korumak için, kovanları uzak mesafelere taşımak yerine, arılar kovanda tutulabilir. Bunun için, uçuş deliğini kapatan takoz çıkartılır ve kafes teli takılarak arıların dışarı çıkması önlenir. Ancak arıların içeride kaldığı günlerde, besin ve su gereksinimleri temin edilmelidir.

Sahte bal ile gerçek balı birbirinden nasıl ayırt edebiliriz? Bal alırken tüketiciler nelere dikkat etmeli, ne yapmalı?

Ülkemizin insanını maalesef  bu konuda aldatan sahtekarlar arıya temas etmemiş sıvıları “bal” adı altında üretmekten tutun, kolonileri farklı gıdalarla besleyerek besin değeri düşük, kalitesi düşük balları piyasaya sürmekten çekinmiyorlar. Buna bir de bal konusunda eksik ya da yanlış bilgi eklenince insanlarımız aldatılmaktadır.

Bir kere yanlış bilinen çok temel bir şey var. O da halk tabiriyle şekerlenen balın (yani kristalize olarak matlaşan balın) sahte olduğu algısı. Tam tersine şekerlenen (Kiristalize olarak donan bal) iyi baldır. Gerçek bal şekerlenir (donar). Çünkü içinde 15’e yakın doğal şeker içerir. Bu durum artık tüketicide de böyle yanlış bilindiği için bazı bal üreticileri doğal bala kimyasal madde katarlar, şekerlenmemesi için. Aslında bu çok yanlış birşeydir. Çünkü katkı maddesi katılan o bal, artık doğal bal değildir. Tüketicilerin bu konuda yanıldığını ve aldatıldığını söylememiz lazım.

Bal kristalize olunca balda şeker katkısı var zannedilir. Aksine doğal bal şekerlenir, yani kristalize olur. Zeytin yağının donması gibi donarsa bal, hakiki baldır. Bazı çiçek balları tamamen donar.

Soğuk havada bal donmuyorsa endişelenmek gerekir, çünkü muhtemelen o bal sahtedir. Ancak kestane balı ve çam balı kolay donmaz, ancak çok soğukta donar.

Gerçek bal kaşıkla alındığı zaman kesintisiz gelir. Akarken de kesintisiz, ip gibi akar. Kesik kesik akan bal ise büyük ihtimalle sahtedir veya şeker takviyelidir.

Ayrıca gerçek balın çok ucuz olması mümkün değildir. Tüketiciler iyi balın aşırı ucuz fiyata al4.resimınamayacağını, yoğun emek ve uğraşı isteyen balın ucuza mal edilemeyeceğini bilmeleri gerekir. Kaliteli bal üreten meslektaşlarımızı tenzih ederim, fakat, reklamlarda görüyoruz, neredeyse kavanoz fiyatına bal satanlar var. Bu mümkün değil! Bu fiyatlara bal satılamaz.

Her şeyden önemlisi tüketiciler tanıdığı, bildiği üreticiden bal almalı. Araştırmalı ve bal hakkında bilgili olmalı. Günümüzde içinde bal olmayan, tamamen suni bal bile üretilebiliyor. Şeker şerbeti, esans vb. karışımlarla hazırlanmış yapay bal yapılıyor. Ucuz diye aldığınız bal, bal olmayabilir. Tekrar hatırlatmakta fayda var; balı, mutlaka bildiğiniz üreticilerden alınız.  Bu konuda Karaman Arı Yetiştiricileri Birliği olarak üyelerimiz sıkı denetim altındadırlar. Birlik üyelerimize ve Larendebal’a güvenebilirler. Birliğimizde arıcılarımıza eğitimler vermekteyiz. Birlik başkanı ve Tarım Bakanlığı Arıcılık Enstitüsü emekli müdürü olarak eğitimleri bizzat kendimiz vermekteyiz. Dileyen tüketicilerimizi başvurmaları halinde kolonilerimizin bulunduğu yere götürüp tanıtım ve bilgilendirme yapmaktayız.

Bu zahmetli sürecin diğer önemli ayağı arıcılardır. Arıcılık nedir?  Ülke ekonomisine faydası ne kadardır?

Kısaca tarif etmek gerekirse “arıcılık” bir amaç doğrultusunda “Arıları kullanabilme ve yönetebilme sanatıdır” diyebiliriz.

Türkiye’nin her tarafı arıcılık için son derece el verişlidir. Arıcılık diğer tarımsal faaliyetler gibi zor olmayan, fazla sermaye istemeyen ve kısa sürede kazanç elde edilebilen bir faaliyettir. Arıcılığı ailede her fert yapabilir. Arıcılığı bayanların, yaşlıların hatta özürlülerin bile rahatlıkla yapabileceği görülmüştür. Bu yönüyle de arıcılık aile ekonomisine bir yan gelir olarak da düşünülebilir. Hayatımız boyunca, sabahleyin kahvaltınızda, yavrularınızın da pek sevdiği balı bulundurmak ve her yıl beher kovandan 500-1000 liralık bir gelir sağlamak aile ekonomimize büyük katkılar sağlamaktadır. Bir arı ailesi, mahalli şartlar ve mevsimin gidişine göre en az 10 kilodan, 70-80 kilograma kadar bal yapar. 1 ila 3 tabi oğul veya suni oğul verir. Arı sütü, polen, arı satışı, ana arı üretimi, balmumu üretimi diğer faydaları da vardır.

Türkiye, coğrafi, iklim ve özellikle de bitki çeşitliliği açısından, bal üretimi konusunda elverişli midir?

Ülkemiz bir arıcılık cennetidir. Türkiye fiziki yapısı itibarıyla dünyada az görülür bir coğrafya sahiptir. Türkiye’nin her tarafı arıcılık için son derece el verişlidir. Bu coğrafyanın iklim şartları ve özellikle de bitki çeşitliliği bütün dünyayı kıskandıracak şekilde bal üretimi ve arıcılık için önem kazanmaktadır.

Bitki çeşitliliği demek çiçek çeşitliliği demektir. Türkiye dağ ve yaylalarında da el değmemiş çok güzel bir bitki örtüsü vardır. Ayrıca da böyle yerlerde kimyasal ilaç kullanılmaması, böyle yerlere endüstriyel anlamda bitkiler ekilmemesi, araçların gidememesi, bu bitkilerin arılar ve bal üretimi için ne kadar verimli olduğunu göstermektedir. Böyle yerlere arılarını götüren arıcıların binlerce çeşit çiçekten elde ettikleri balların tadı, rengi, kokusu, aroması, şifa değerleri ile balın kalitesi açısından çok önemli özelliklere sahiptir.

Larende balını özel yapan nedir? Kendine has tadının kaynağı nedir?

Biz kolonimizi ilkbaharda Karapınar’da devletin koruması altında ve tamamen doğal, vahşi kır çiçeklerinden oluşan, ilaçlama yapılmayan, organik üretime uygun olan bölgede konaklatıyoruz. Balımızın kendine has kokusu ve aroması bu bölgede bulunan yabani kır çiçeklerinden gelmektedir. Bu kır çiçekleri bölgeye has kekik, akasya, geven..vb gibi onlarca farklı endemik türlerden oluşmaktadır. Arılarımız bahar yağmurları ile açan bu çiçeklerden nektarları toplar ve enfes kekik balımız, akasya balımız ve diğer kır çiçeklerinden elde edilen ballarımızın tadı buradan gelir.

Türkiye’de arıcılık ne durumda?

Bugün Türkiye’de 60 bine yakın profesyonel arıcılık yapan insan, 6 milyon civarında arı kovanı bulunmaktadır. Her yıl yaklaşık 90 bin ton bal üretimi yapılmaktadır. Arı koloni sayısı bakımından Çin’den sonra dünyada ikinci sırada olmamıza rağmen bal üretimi bakımından beşinci sırada bulunmaktayız. Bunun nedeni ülkemizde arıcılığın bilinmemesi ve devletin arıcılığı yeterince desteklememesidir. Yaklaşık 16 kg / koloni bal verimi ile dünya sıralamasında bir hayli gerilerdeyiz. Halbuki, bal veren bitkilerin yüzde 72’sinin ana vatanı, arı ırklarının yüzde 22’sinin gen merkezi Anadolu’dur.

Doğru arıcılık nasıl yapılır?6 (1)

1) Bilgi ve tecrübe

2) Tabiat şartları

3) Flora (çiçek) durumu

4) Arının özellikleri

5) Kovanların doğru yerlere yerleştirilmesi.

Bunlar arıcılığın temel esaslarıdır. Bunları bilmeden ve iyice öğrenmeden arıcılık yapılırsa insan hem kendi cebine, hem arılara zarar verebilir.

Arı nasıl bir hayvandır, arı üretiminde nasıl bir düzen işler? Arı ailesinde görev dağılımı nasıldır?

Bal arıları topluluk halinde yaşamlarını sürdüren sosyal böceklerdir. Buna koloni yaşamı demek daha uygundur. Aile yaşamında iş paylaşımı, yardımlaşma ve çalışkanlık temel kuraldır. Normal bir arı ailesinde birbirinden farklı 3 değişik birey vardır. Bunlar 1 adet “Ana Arı” binlerce “İşçi Arı” ve birkaç yüz kadar erkek arıdan oluşmaktadır.

Ana arıya arıcılar bey arı derler. Ancak bey erkeğe has bir vasıftır. Halbu ki “ANA ARI” veya “ECE ARI” dişidir ve doğurgandır. Görevi gözlere yumurta bırakmaktır. Normal bir kovanda yalnız 1 tane bulunur. Tek vazifesi yumurtlamaktır. Bu suretle de arı neslinin devamını sağlar. Ana arı, ana arı hücresine bırakılan döllü bir yumurtanın larva döneminde işçi arılarca daha sık ve daha çok arı sütü ile özel beslenmesi sonucunda 16 günde yumurtadan çıkar. Ana arının ömrü 3 ila 5 yıldır. En verimli zamanı ise ilk 2 yıldır. Verimlilik için iki yılda bir kovanın ana arısının yenilenmesinde fayda vardır.

Arı ailesinde en büyük topluluğu “İŞÇİ ARI”lar oluşturur. İşçi arılar ana arının petek gözlerine bırakmış olduğu döllü yumurtadan 21 günde meydana gelirler. Bunların sayısı kovanın gücüne göre 20.000 ila 80.000 arasında olur. Kovanda bütün işleri yapan, tanzim eden, düzene koyan, bal, arı sütü, polen, propolis yapan işçi arılardır. Aralarında düzenli bir iş bölümü vardır. Ömürleri yazın çalışma döneminde 40 ila 60 gün kışın ise 4 ila 6 ay civarındadır. İşçi arıların kovan içi ve kovan dışı olmak üzere iki farklı hizmetleri vardır.

1. ve 2. Günler: Bir birinin üstünü, yavru gözlerini temizlerler, birbirini beslerler, yavru gözlerini ısıtırlar.

3., 4. ve 5. Günler: Yaşlı larvaları polen ve bal ile beslerler.

6., 7. ve 11. Günler: Arı sütü salgılarlar ve genç larvaları arı sütü ile beslerler.

12. ve 17. Günler: Mum bezleri gelişir, petek örme, kovan temizliği, havalandırma yaparlar.

13. günden itibaren uçma talimi yaparlar ve uçmayı öğrenirler.

18. ve 21. Günler: Kovan önü bekçiliği yaparlar. Havalandırma yaparlar.

21. günden sonra 35. veya 55. güne kadar da kovan dışında çalışırlar.

Bir de arı ailesinin diğer üyesi olan “ERKEK ARILARDAN” da bahsedelim. Erkek Arılar, ana arının erkek arı gözlerine bırakmış olduğu dölsüz yumurtadan 24 günde meydana gelir. Sayıları bir kovanda birkaç yüz arasında değişir. Vücut yapısı itibariyle ana arıdan kısa, işçi arıdan daha büyük ve dolgun yapıdadır. Erkek arıların uçuşları gürültülüdür. Erkek arıların kendini savunacak iğnesi yoktur. Kovan içerisinde erkeklik özelliği gelişmiş bireyler olup tek görevleri çiftleşmemiş ana arıları döllemektir. Besin toplayamazlar, mum ifrazat edemezler. Sonbaharda bal özü taşınmasının sona ermesi ile beraber işçi arılar tarafından kovan dışına atılarak ölüme terk edilirler. Ortalama ömürleri 3-4 aydır.

Arıların bal dışında da üretimleri var mıdır? Varsa bunlar nedir?

Asil görevi bal üretmenin yanı sıra arıların bal haricindeki diğer üretimleri arı sütü, polen, propolis, arı zehiri ve bal mumu gibi unsurlardır.

Bal arısı hangi cinslerden oluşur? Arı ırkları nelerdir?

Bal yapan arılar dört cinstir (Asli olarak 4 ırk mevcuttur) Bunlar; Avrupa Esmer veya Kahverengi Arı Irkı, İtalyan Arısı, Karniol Arıları ve Kafkas Arısı. Ülkemizdeki arılar genellikle Kafkas arı ırkındandır.

Arı soktuğunda alınması gereken tedbirler nelerdir?

Arı sokup iğnesini bıraktıktan sonra, kesinlikle zehir kesesinden tutarak çıkarmaya çalışmamalıdır. Çünkü bu hareket kesenin içindeki zehirin vücudumuza zerk edilmesine ve acımızın artmasına neden olur. En iyisi bir bıçağın yüzüyle ya da tırnağımızla sıyırarak çıkarmaktır.
Belli bir sayıya kadar arı sokması alerjisi olanların dışında tehlikeli değildir. Tehlike sınırı kişiniArı sokmasn bünyesine göre değişir.

Arı alerjisi olanlarda vücudun genelinde kızarma, kaşıntı ve yumuşak dokularda şişme görülür. Bu sırada solunum güçlüğü, karın ağrısı, kusma, çarpıntı ve baygınlık görülebilir. Boğaz kaslarının kasılması ve yutak bölgesinin şişmesi ile nefes gittikçe zorlaşır ve hasta boğulabilir. Bu olaya “anafilaksi” veya “anafilaktik şok” adı verilir.
Arı sokmasına karşı en etkili tedavi amonyaktır. Amonyak hem arının soktuğu yere sürülebilir hem de bir bardak suya 5-10 damla damlatılarak içilebilir.
Şişmeye karşı antihistaminik veya steroid bir krem sürülmelidir. Ağızdan alınacak antihistaminik herhangi bir tablet oldukça yararlı olacaktır. Ancak şiddetli reaksiyonlar için geciktirilmeden tıbbi müdahalelere başvurulmalıdır.

Arı soktuktan sonra yarayı ovuşturmak ya da emmek kesinlikle doğru değildir. Arı tarafından sokulan kişi eğer terli ise zaten ter zehirin etkisini alacaktır.
Sokulan yere buz koymak, soğuk su ile yıkamak, yoğurt sürmek acının azaltılması için faydalıdır. Ayran da içilebilir.

Arının meyve yerken ağıza kaçarak boğazdan sokması hayati tehlike yaratabilir. Böyle bir durumda doktora giderken sirke ile sık sık gargara yapmak gerekir.